Temettü dağıtmayan hisseler açısından düşünürsek, borsa için zero sum game denebilir. Hatta aracı kurum komisyonları düşünüldüğünde negative sum bile olur.

Bir hikaye ile olayı anlatmaya çalışayım.

Diyelim ki borsaya yeni bir şirket geldi, "Ottoman Demircilik A.Ş." isminde ve tüm gelirini yeni yatırımlara ve gelişmeye harcama kârarı alan şirket, temettü dağıtmayacağını beyan etti.

Ek bilgi: Borsa İstanbul'da işlem gören 500'e yakın hisse var. 
Bunlardan sadece 33 tanesi son 10 senede düzenli temettü dağıtmış. 
Son 5 yılda, %5 üstü temettü veren hisse sayısı ise 22. 
Hani bu örneği verirken "temettü dağıtmayan üç beş azınlık hisse"yi 
göz önüne alarak yapmıyorum, borsanın neredeyse tamamı 
temettü dağıtmayanlardan oluşuyor. 
Düzenli verenlerin bile çoğu %5'in altında kalıyor.

Siz temettü dağıtmayacağını bildiğiniz "Ottoman Demircilik A.Ş." şirketinden 10 tl'ye bir hisse aldınız. Bu ne anlama geliyor, Ottoman Demircilik şirketinde minnak bir ortaklığınız var demektir.

Gel zaman git zaman Ottoman Demircilik güzel bir yönetimle giderek kendini geliştirdi, yeni projeler başlattı, ihaleler aldı, yeni müşteriler geldi vs hasılı şirket büyüdü. Bunları gören insanlar da "biz de Ottoman Demircilik hissesi alalım" dedi ve geldi borsaya. Talep arttıkça hisseye, değeri yükseldi, yani şirketin piyasa değeri yükseldi.

Piyasaya yeni Ottoman Demircilik hissesi sürülmediği müddetçe, yani arz sabit kaldıkça, talep artmaya devam ederse ne olur? Hisse değeri yükselir. Mesela 11 lira oldu.

Artık hisseden kâr edebilme imkanı doğdu. Nasıl? Hissenin ilk alıcıları yani düşükten (10 tl) alanlar, yüksekten (11 tl) satar ve kâr ederler. Peki yüksekten alanlar, yani 11 tl ödeyenler ne yapacak? Onlar nasıl kâr edecek? İleriki dönemde daha fazla yükselmesini (tercihen 12 tl olmasını) umacaklar ve bekleyecekler.

12 tl olursa sorun yok, 11'ye alanlar satar çıkârlar. Yani bayrağı başkasına devrederler ve onlardan da 12'den alanlar 13 olmasını umarak beklemeye başlarlar. 13, 14, 15, 20 derken "herkesin" kâr edebilmesi için, hisse değerinin sonsuza kadar sürekli yükselmesi gerekiyor. Sürekli yükselebilmesi için sürekli yeni katılımcı lazım, hep daha fazla para lazım. Böyle bir şey olabilir mi? Tabii ki olamaz. Bu ilk ve en önemli risk. Bunu kenara koyalım.

Birkaç zaman sonra ise Ottoman Demircilik üzerinde kâra bulutlar dolaşmaya başladı. Ortaklar kavga etti, müşteriler gitti, davalar başladı, şirket küçülmeye başladı... Borsa'da da kötü gidişatı gören yatırımcılar "ben bu zarara ortak olmak istemiyorum" diyerek hisselerini satmaya başladı. Bu noktada, hisse değeri 5 tl'ye düşerse ne olur? Bu da ikinci risk.

Temettü yoksa, sisteme giren artı para yok demektir. Sadece düşük alıp yüksek satanların kâr ettiği, yüksekten alanların da düşüşte birikimlerinin bir kısmını kaybettiği bu senaryo zero sum game değil de nedir? Belki sandalye kapmaca (müzik durduğunda kim kıçını sandalyeye koyabilecek - hissesini satacak alıcı bulabilecek) ya da papaz kaçtı oyunu da olabilir, bilemedim. Bu son yazdığımı, NFT piyasasından ürün(?) alanlar için de kurgulayabiliriz pek tabii ki.

Ha şunu da söyleyeyim: Uzun vadede borsa kazandırıyor mu? Ne kadar uzun vadeyi ve hangi borsayı kastettiğinize göre değişir. Mesela BİST100 endeksi dolar olarak 2009 krizi seviyesinde; geçen senelerde 4 dolara ASELS, 35 dolara TUPRS alanlar bugün yarı fiyatına satsa öpsün başına koysun. Özellikle dolar fiyatı verdim çünkü dünya finansı, kim ne derse desin, Amerikan Doları ile dönüyor. O yüzden Türk borsası da olsa, Tacik borsası da olsa, hisse fiyatı değişimlerine $ ile bakılmalı.

Son olarak, "ev fiyatları da enflasyon yüzünden hep yükseliyor" yaklaşımının yanlışlığını gösteren örneği de hemen sunalım (i.e. Japon varlık balonu). Keza borsa endekslerine yönelik "stonks only go up" veya "nowhere to go but up" yaklaşımı da rasyonel değil defaatle gördük. Her ne kadar son 10 senede NASDAQ ve S&P sürekli kazandırıyor olsa da reel sektörden, tüketici eğilimlerinden, yani gerçek ekonomiden hızla uzaklaşan ve irrasyonel fiyatlamalarla uzaya giden borsaların tehlikelerini tekrar vurgulayarak yazımı sonlandırıyorum.

Feragatname: burada yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yazılanlar, yazarın kişisel görüşlerine dayanmaktadır ve hiçbir şekilde hisse, opsiyon, future, bono, mal gibi enstrümanların alım veya satımına yönelik tavsiye değildir. Kullanılan görseller ve sayısal değerler ulaşılabilen ilk kaynaklardan sadece bilgi edinme maksadı ile alınmıştır. Herhangi bir yatırım (veya finansal işlem) yapmak için de, bu konuda uzmanlaşmış, yetki belgesi verilmiş, aracı kurumlara danışmanızı tavsiye ederim.